www.promosyonurunler.com

|
Havza/Samsun
Samsun' uzaklığı 86 km. olan ilçenin, kuzeyinde Bafra, Güneyinde
Amasya'nın Suluova ve Merzifon, batısında Vezirköprü, doğusunda Ladik ve
Kavak ilçeleri yer alır.
|
Havza'nın kuzeyi Sıralıdağları ile çevrilidir. Batısında Taşan (Tavşan)
dağları yer alır. Bu dağların etekleri yayla konumundadır. En önemli
akarsuları; Tersakan, Derinöz ıle İstavruz' dur.,Havza'nın doğusunda yeralan
Lerdüge tümülüslerinde yapılan arkeolojik araştırmalar ilçenin tarihınin M.Ö.
100 yıllarına kadar uzandığını göstermektedir.
Kaliteli ve ucuz okul çantaları ürünleri için İstanbul merkezimize başvurunuz.
Havza'da Romalıların ve Bizanslıların yaşadığı da bilinmektedir. Eski
tarihçiler ilçedeki şifalı suların o dönemlerde çok meşhur olduğunu hatta
Romalıların buraya (Thermee) Phoseemeomitarem adını verdiklerini
belirtmişlerdir.
Kasaba şifalı suları nedeniyle yıllarca büyük krallar ve beyler arasında el
degiştirmiştir.
Adını 1156'da Amasya hükümdarı olan Kavz-Han'dan almıştır. Kavz adının 1245
tarihinde Selçuklu hükümdarlarından Sadi Paşa tarafından Havza olarak
değiştirildiği ileri sürülmektedir.
Beylikler döneminde Havza Canik Beylerinden Taşanoğulları tarafından idare
edilmiştir. Osmanlılar ülkede birliğin sağlanması için beyliklerin kendi
egemenliğine girmelerini amaçlamıştır. Bu amaçla Amasya valisi II. Murat,
Yörgüç Paşayı görevlendirerek, Taşanoğullarının egemenliğindeki Havza yöresini
Osmanlı egemenliği altına almıştır. Böylece Havza 1430 tarihinde Osmanlı
topraklarına katılmıştır.
Görülmeli-gezilmeli
Lerdüge Tümülüsleri
Havza'nın 21 km. doğusunda Lerdüge köyünde beş tümülüs saptanmıştır.1946
yılında başlatılan çalışmalarda çıkan buluntular Ankara Arkeoloji Müzesine
gönderilmiştir.
Ortaya çıkartılan yapının, mimari tekniği ve diğer buluntulardan M.Ö. 100- M.S.
200 yılları arasında kullanıldığı anlaşılmıştır. Demir kenetlerle birbirine
bağlanmış taş girişten 15 m. uzunluğundaki tonoz örtülü dramos'a geçilmektedir.
Moloz taş duvarlar sıvalı alt bölüm al boyalıdır. Gömüt odasına taştan
oyularak açılmış küçük bir kapıdan girilmektedir. Gömüt odasının duvarları
insan, hayvan tasvirleriyle süslenmiştir. Altın süs gereçler, tunç kandiller,
çeşitli şişeler tümülüste bulunan eşyalardır.
Havza ilçesindeki diğer arkeolojik alanlardan elde edilen buluntular üzerinde
yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bunlar; Tepecik, Dökmetepe,
Patlaguç, Kayalı tepe, Garcotepe, Cintepe, Cevizbaşı, Örentepe, Çamtepe,
Çeştepe, Bacatepe, Şeyh Safi, Manevra Tepe, Hakim Tepe, Kaletepe, Taşkaraca
ören, Anıttepe höyükleridir.
Okul çantaları nda bol çeşit ve markayı İstanbul'da bizde bulabilirsiniz.
Mustafa Paşa Cami
Havza'nın imaret mahallesinde'dir. 1256
yılında yapılmıştır. Osmanlılar döneminde iki kez onarılan cami, kare planlı
ve üstü kiremit çatı ile örtülüdür.
Mustafa Bey Türbesi
1429 yılında yaptırılmıştır. Kare planlı
olup, alt kesimi kesme taştan, üst kesimi taş ve tuğla karışımı, kubbeli bir
yapıdır. Geometrik motiflerle örülmüş tuğla örtüsü özgündür.
İmaret
Havza ilçe merkezinde imaret mahallesindedir.
Amasya emirlerinden Atabeyzade Mustafa Beyin damadı Yörgüç Paşazade Mustafa
Bey tarafından 1429 yılında yaptırılmıştır.
Kesme taştan, yapılmış olup, düz çatılıdır. 1938 ve 1940 yılları arasında
onarılıp Atatürk Kütüphanesi olarak hizmete açılmıştır. 1968 de ikinci kez
onarılan yapı bu gün aşevi olarak kullanılmaktadır.
Kurt Köprüsü
Havza ilçesine bağlı Kayabaşı (Tahna) köyündedir. Kesin yapılış tarihi
bilinmeyen köprünün Roma döneminde onarıldığı tahmin edilmektedir. İstavroz
çayı üzerinde kurulmuş olan köprünün iki büyük gözü ve ortasında bekçi evi
bulunur. Yaklaşık 2m. genişliği ve 12m. yüksekliği vardır.
Okul çantaları ürünleri için sayfanın başındaki linki tıklayınız.
Gazi Konağı
M. Kemal Atatürk'ün Milli Mücadele yıllarında
Havza'da ikamet ettiği, o günkü adıyla Mesudiye Oteli'dir. Atatürk 25 Mayıstan
12 Haziran tarihine kadar burada kalmıştır.
Uzun süre belediye binası olarak kullanılan üç katlı yapı daha sonra Gazi
Odası haline getirilmiştir. Günümüzde Atatürk Müzesi olarak kullanılan bina,
hafta içi ziyarete açıktır.
İstasyon Binası
İki katlı olan yapı kesme taştan inşa edilmiş olup çatısı Marsilya kiremiti
ile örtülüdür.
Büyük Hamam (Vakıf Hamamı)
İmaret mahallesi, Hamam sokağında bulunan
tarihi kaplıca; Bizans döneminde yapılmış olan eski yapı yıkılarak yerine
yeniden inşa edilmiştir. Adeta Havza'nın sembolü haline gelen bu tarihi hamam
vakıf kayıtlarına göre 1256 yılında Selçuklu sultanı II. Mesud tarafından
yaptırılmıştır.
Bu hamam Kızgözü - Aslanağzı Hamamı olarakta bilinmektedir. Hamama bu adın
verilmesl tabiki bir efsaneye dayanmaktadır. Bir çok kaplıcada olduğu gibi Kız
gözüne de kutsal yer olarak bakılmakta; bu sudan içen ve 20 defa banyo yapan
insanın hiç bir hastalığının kalmayacağına inanılmaktadır.
Soyunmalık, soğukluk ve sıcaklık olmak üzere üç bölümlü ve kubbeli klasik Türk
hamamı tarzındadır. Sıcaklık bölümünün ortasında bir havuz bulunmaktadır.
Hamamın ana kurnası aslanağzı, yanında bulunan sütun ise kız gözü olarak
adlandırılır. Bazıları kız gözünden akan suyun ince muntazam teribatlı bir
mercandan sızdıgını iddia etmekte ise de, bazıları da hamam buharlarının
toplanmasından ibaret bir su olduğunu söylemektedirler. Hamamın kubbesinden
hiç su damlamadığına göre, mimarın bu buhar sularını herhangi bir şekilde
toplayıp bir noktaya taşımış olması ihtimali daha kuvvetli görünmektedir.
100 kişi kapasitesi olan hamam gündüzleri kadınlara geceleri erkeklere
açıktır. Bu hamamın hemen yanında 22 özel banyosu da vardır.
Küçük Hamam (Şifa kaplıcası)
1429 yılında Amasya Emiri Mustafa bey
tarafından büyük hamama ilave olarak yaptırılmıştır. Bir havuzu olan bu hamam
50 kişi kapasiteli olup devamlı erkeklere açıktır.
Okul çantaları nda güvenebileceğiniz hizmet İstanbul'da.
Maarif Hamamı
İmaret mahallesi Hamam sokağında Büyük hamamın 50m. batısında yer almaktadır.
II. Abdülhamit'in son dahiliye nazırı Maznun Paşazade Mehmet Memduh Paşa
tarafından Sivas Valisi iken "1890-1894" tarihleri arasında yaptırılmıştır.
Üstünde bulunan özel banyolar ve otel kısmı yenidir.
Bu hamamda 1 havuz, 3 kurna, 6 tek kurnalı özel bölmeler bulunmakta, olup, 100
kişi kapasitelidir. Hamamın yeni eklenmiş olan kısımlarında ise 9 özel banyo
vardır. Hamamın üstünde 60 yataklı bir otel yeralmaktadır. Bu hamam gündüzleri
bayanlara, geceleri erkeklere hizmet vermektedir.
Kaplıcalar
Havza'da turizm faaliyetlerinin büyük bir
bölümü termal turizme dayanmaktadır. Kaplıcalar yaklaşık 2000 yıldan beri
kullanılan tarihi sağlık tesisleridir. Şifalı suları bulunan ilçeye eski
çağlardan beri bazı hastalıkların tedavisinde yaradığı için çevreden hatta
bütün Anadolu'dan çok sayıda insan gelmektedir. Diğer bir deyişle Havza'da
daha çok sağlık, dinlenme ve temizliğe dayalı turizm söz konusudur.
Havza'nın içerisinde Samsun-Ankara yoluna yaklaşık 1 km. uzaklıkta bir tepenin
eteğinde beş kaplıca bulunmaktadır.
Aslanağzı - Kızgözü
Şifa ve maarif hamamları; diğer iki tanesi ise MTA'nin araştırmaları
sonucu 1986 yılında bulunan ve çıkarılan sıcak suyun değerlendirilmesi
amacıyla sonradan yapılmış Modern Türk Hamamı, Lokman Hekim Hamamıdır.
Havza kaplıcalarının şifalı suları; çeşitli romatizma, kırık-çıkık sekelleri
ve mevzi ağrıları, sinir, mide, bağırsak, metabolizma, kansızlık gibi
hastalıklara iyileştirici etki yapmaktadır.
Havza kaplıcaları Turizm Bakanlığı tarafindan Termal Turizm Merkezi olarak
ilan edilmiştir. 56°C sıcaklığa ve günde 10.080 kişi banyo kapasitesine
sahiptir. (56°C kaynak çıkış sıcaklığıdır.)
Milli Mücadele yıllarında Atatürk Havza'ya geldiğinde, şifalı kaplıcalardan
faydalanma firsatı da bulmuştur.
İmaret mahallesi hamam sokağında Büyük Hamam, Küçük hamam ve Maarif hamam gibi
tarihi hamamların yanında 1986 yılından sonra yapılmış hamamlar şunlardır:
Modern Türk Hamamı
1986 yılından sonra Havza Belediyesi
tarafindan yapılan hamamlardan birisidir. Vakıf kaplıcalarının yaklaşık 100m.
aşağısında inşa edilmiştir. Umumi hamamın ortasında bir havuz bulunmakta olup,
150 kişilik kapasiteye sahiptir. Hamamın altında 13 özel banyosu
bulunmaktadır. Bu hamam da gündüzleri bayanlara, geceleri erkeklere açıktır.
Lokman Hekim Hamamı
Maarif hamamının 50m. ilerisinde inşa
edilmiştir. 100 kişilik umumi bölümünden hariç 10 özel banyosu vardır.
Bu hamamların dışında Belediye tarafindan yaptırılmış umumi bölümleri olmayıp,
özel banyoları olan termal oteller, moteller de vardır.
Bunlar;
Belde Termal Otel 22 Özel banyo
Termal Moteller 21 Özel banyo
Tursan Termal Otel 20 özel banyo olarak sıralayabiliriz.
Gezi ve Piknik Alanları
Çevresinde ve ülke çapında böylesine meşhur
kaplıcalara sahip olan Havza'ya yakın yerlerden günübirlik gelenler olduğu
gibi yurdun her köşesinden bir haftalık, 15 günlük, 20 günlük süreler için
gelenler de vardır.
Havza'nın etrafı ormanlarla kaplanmış dağlarla çevrilidir. Bu nedenle yakın
çevresinde piknik ve mesire alanı oldukça fazladır. Ancak Havza'da bunun için
pek fazla uzağa gitmeye gerek yoktur. Çünkü ilçe merkezinde çevreleyen
ağaçlarla kaplı bayırlar bu iş için ideal mekanlardır. Özellikle hamamların
bulunduğu imaret mahallesi oturup dinlenmek, piknik yapmak için son derece
elverişli alanlara sahiptir.
Yemekler
Samsun'un hemen hemen tüm ilçelerinde olduğu gibi keşkek ve tirit Havza'nında
en meşhur yemeğidir. Havza'da hamur işleri de yaygın olarak yapılmaktadır.
İklim
Vadi yamacında kurulmuş olan ilçede karasal
iklim hakim durumdadır. Ancak yüksekliği nedeniyle yazları serin geçer. Kışlar
ise çok soğuk ve kar yağışlıdır. Yağmur ilkbaharda bol miktarda yağar. Kışın
karayel ,yazın kıble rüzgarları Havza'yı etkisi altına alır.
Okul çantaları nda İstanbul'da hizmet veriyoruz .
Ulaşım
Havza. Samsun-Ankara Devlet Karayolu üzerinde
kurulmuş bir ilçemizdir. Samsun'a uzaklığı 86 km. dir. Samsun'dan Havza'ya
ulaşım problemi yaşanmamaktadır. Her gün her saat araç bulmak mümkündür.
Etkinlikler
Milli Mücadele yıllarında Atatürk'ün Havza'ya
geldiği gün olan 25 Mayıs'ta her yıl "Atatürk'ü Anma ve Kutlama Festivali" adı
altında bir şenlik düzenlenmektedir. Bu şenliklerde Karadeniz Kırkpınarı diye
adlandırılan yağlı pehlivan güreşleri yapılmaktadır. Bir hafta süreli
festivalde çeşitli spor müsabakaları, eğlenceler, kültürel etkinlikler
gerçekleştirilmektedir.
Promosyon
Promosyon kalemler
Promosyon saatler
Promosyon anahtarlık
Promosyon radyo
Eşantiyon saat
Promosyon çakılar
Promosyon çanta
Promosyon masaüstü gereçleri
Promosyon hesap makinaları
Promosyon
termometreler
Promosyon ahşap
ürünleri
Promosyon çakmaklar
Promosyon
elektronik malzemeler
Promosyon
dijital malzemeler
Promosyon sümenler
Promosyon ajandalar
Promosyon dijital saatler
Promosyon setler
Promosyon şapka
Promosyon şemsiye
Okul çantaları
Okul klasörü
Dersane klasörleri
Kristal plaketler
Promosyon kül tablası
Promosyon kalemlikler
Promosyon takvim
Promosyon tekstili
Promosyon matbaa
Promosyon ürünleri
Promosyon kalem
Promosyon saat
Promosyon çakmak
Eski bir Anadolu mitolojisine göre, Akhilleus’un oğlu Neoptolemos’la Andromakhe’den doğma Pergamos, Yunanistan’dan Anadolu’ya kaçıp, Bergama’nın bulunduğu yerdeki kralı öldürdü ve kendisi kral oldu. Şehrin adını değiştirip kendi adını verdi.
Bergama’nın bulunduğu yer vaktiyle dümdüz, ıssız bir ovaydı. Burada ancak üç ev bulunuyordu. Bu evlerin birinde birbirlerini çok seven yaşlı bir karı-koca yaşarmış. Gövdevlerini ağırlaştıran, yüzlereni kırış kırış eden yaşlılık, gönülerinin tazeliğini almamış, sevgilerinin ateşini söndürememiş. Yoksul evceğizlerinde mutluluk, solmayan bir çiçek gibi açar ve serpilirmiş. Gündürz koca tarlada, kadın ocak başında çalışır, günlük ekmeklerinin çıkartır, başlarına buyruk yaşarlarmış. Günün birinde ovaya ak sakallı, ışık yüzlü bir yolcu gelmiş. Hangi evin kapısını çaldıysa karşısında asık yüzlü, sevimsiz insanlar bulmuş. Değil bir dilim ekmek, bir tas su bile ikram etmemişler. Yaşlı karı-kocaya gelince, kapılarını hoşnutlukla bu tanrı misafirine açmışlar. Önüne sıcak çorba, ekmek ve buz gibi yayla suyu koymuşlar. Aynı gece her ikisi de uyurken kutsal bir ses onlara: “Siz benim sevili kuluma kapımı açtınız. Dostluk gösterdiniz. Ekmek ve aş sundunuz. Dileyin benden ne dilerseniz.” Demiş. Ağız birliği etmişcesine her ikisi de “Ne dileyebiliriz ki, Tanrı birbirimizin ölüm acısını göstermesin. Birlikte yaşadık, birlikte can verelim” demişler.
Yıllar geçmiş. Bir gün küçük evlerinin önünde güneşlenip, sevgi dolu gözlerle bakışırken, birbirlerinin kollarından taze dallar, yeşil yapraklar fışkırdığını görmüşler. İkisinin de ayakları toprağa gömüymüş, gövdelerini kabuklar sarmış. Kollarının birbirlerine dalayıp son bir öpüşle vadalaşmışlar. Ağaç kabuğu en son dudaklarını kaplamış. Geçen bir yolcu bir dalın öbür dala seslendiğini duymuş. Oradan uzaklaşınca gördüğü bu olayı ve ağacın konuştuğunu, rastladığı herkese anlatmış ve giderek ağaç, ziyaret yeri halini almış. İnsanlar kutsal ağıcın çevresinde yeni evler yapmışlar. Bergama denilen şehir işte böyle kurulmuş.
Buradaki bir çok göllerden dolayı bu isim kendisine verildi.