www.promosyonurunler.com

|
Bafra/Samsun
Bafra Karadeniz'e 20 km. uzaklıkta, denizden yüksekliği 20 m. olan ve
Kızılırmak'ın biriktirdiği birikinti ovası üzerinde kurulmuş bir
ilçemizdir.
|
Kaliteli ve ucuz promosyon şemsiye ürünleri için İstanbul merkezimize başvurunuz.
Kızılırmak'ın denize döküldüğü yerde oluşmuş göller, ırmağın her iki
yakasında da yeralır. Batıdaki göl Karaboğaz, Doğudaki ise balık gölüdür. Doğu
yakada yeralan göllerin başlıcaları şunlardır; Dutdibi, Liman, Hayırlı, Çernek,
Uzungöl. Tombulgöl, İncegöl. Göllerin çevresi sazlık ve bataklıktır. Ancak;
ormanlık alanlarda göze çarpar.
Bafra'nın tarihi M.Ö. 5000 yıllarına kadar
uzanmaktadır. İkiztepe ören yerinde yapılan araştırmalarda Kalkolitik Döneme (M.Ö.
5000-4000) ait yerleşmelerin izine rastlanmıştır.
İkiztepe ören yerinde İ.Ö. 4000 yıllanndan İ.Ö 1700 yıllarına kadar 2300 yıl
boyunca sürekli yerleşim yapıldığı anlaşılmıştır. Burada Eski Tunç Çağı (M.Ö
3000 - 2000) ve Erken Hitit (M.Ö 1900 - 1800) dönemi kültürlerinin izlerini
taşıyan çok sayıda eser ve kalıntı bulunmuştur. M.Ö 670 yıllannda
Paflagonların'da Kızılırmak vadisinde yaşadıkları bilinmektedir.
M.Ö 6.yy'da Lidyalıların eline geçen bölgeyi M.Ö 546 da Persler istila etmiştir. İkiztepede Helenistik döneme (M.Ö 330-30) ait bir anıt mezarda bulunmaktadır.
Bu bölge M.Ö 47'de önce Roma, sonra da Bizans egemenliğine girmiştir. 1071 Malazgirt savaşından sonra Selçukluların eline geçen Bafraya, 1214 yılında Anadolu Selçuklu Hükümdarı İzzettin Keykavus Türkmen aşiretlerini yerleştirmiştir. 1243'de başlayan Moğol istilaları Selçuklu İmparatorluğunun yıkılması ve Türk beyliklerinin kurulmaya başlamasına neden olmuştur. İşte bu dönemde bölgede küçük bir Selçuklu beyliği olan BAFRA BEYLİĞİ kurulmuştur. 1460'da ise Bafra Osmanlı hakimiyetine girmiştir.
Promosyon şemsiye de bol çeşit ve markayı İstanbul'da bizde bulabilirsiniz.
Bafra adının; Kızılırmağın denize açıldığı yerde, (M.Ö
521 yıllarında Fenikeliler zamanında) ticaret gemilerinin yanaştığı koylara
kurulan, ticaret evlerine, Bafra denilmesinden geldiği sanılmaktadır.
Bafra İlçesi Osmanlı İmparatorluğu devrinde Trabzon iline bağlı Canik
Sancağına aıt bir yerdi. Hangi tarihte kaza merkezi olduğu kesin olarak
bilinmemektedir. Salname kayıtlarına göre 1854 yılı sonlarında kaza merkezi
olduğu anlaşılmaktadır.
İmparatorluk zamanında 1876 harbinden sonra Kırım'dan Bafraya çok sayıda
Türk gelmiştir. Daha sonralan çıkan Balkan ve I. Dünya savaşları Türk halkının
azalıp, fakirleşmesini, azınlık olmalanna rağmen Rum ve ermenilerin iktisadi
hayatı ellerine geçirip zenginleşmelerini sağlamıştır. Bundan dolayı
cesaretlenerek Rum-Pontus İmparatorluğunu kurma hevesine kapılan ermeni ve
rumlar mavri mira cemiyetini kurmuşlardır.
Fakat 1919'da Milli Mücadelenin başlamasıyla bu amaçlan gerçekleşememiş, daha
sonrada Batı Trakya'daki Türklerle değiştirilmişlerdir.
Bafra, Cumhuriyetin kurulmasından bu yana idari Teşkilatta Samsun ilinin büyük
bir ilçesi olarak yerini muhafaza etmiştir.
Görülmeli -Gezilmeli
Bilinen geçmişi M.Ö. 5000-4000 yıllanna dayanan ve
günümüze kadar sürekli yerleşim yapıldıgı anlaşılan Kızılırmak ağzı ve çevresi
tarihi ve Kültürel eserler bakımından yüklüce bir mirasa sahiptir.
1971 yılından itibaren İkiztepe köyü sınırlarında bulunan İkiz Tepe ören yeri
ve çevrede yapılan yüzey araştırmalarında 57 höyük tipi, 6 düz yerleşim yeri,
25 antik çağ ile hemen sonrasına ait kalıntı, 48 tümülüs, 5 kaya mezarı, 3
mezarlık, 1 kale, 1 hamam, bir köprü bulunmuştur.
İkiztepe'de, elde edilen bulgular, burada Erken Hltit dönemine ait önemli bir kentin olduğunu belgelemektedir. İkiztepe ören yerindeki en yüksek tepe ilk Tunç Çağı III. zamanında (M.Ö 2300 - 2100) mezarlık olarak kullanılmış. Eski Anadoluda bulunan mezarlıklardan en büyüğü olan bu mezarlıkta 623 adet mezar tespit edilmiştir. Çıkanlan toplam 690 iskelet üzerinde yapılan antropolojik araştırmalar sonucu ölüm yaşları ve cinsiyetleri belirlenmiştlr. Aynca iskeletlerden 8'inde bilinçli beyin ameliyatları yapıldığına dair izler görülmüştür. Ameliyat yapılanlardan bazılarının ameliyattan hemen sonra öldüğü; bazılarının ise 10 yıla varan sürelerde yaşamlarını sürdürdükleri anlaşılmıştır.
Promosyon şemsiye ürünleri için sayfanın başındaki linki tıklayınız.
İkiztepe ören yerindeki bu en yüksek tepe daha sonra
Helenistik çağda (M.Ö 330-30) bir Tümülüs (Yığma Mezar) olarakta
kullanılmıştır. Kesme taştan inşa edilmiş olan tümülüsün Anıt Mezarı, biri
büyük, biri küçük iki mezar odası ile Tonozlu girişinde uzunluğu 9 m'yi bulan
bir dramos (giriş koridoru) dan oluşmaktadır. Anıt Mezar aslına uygun olarak
düzenlenmiş ve ziyarete açılmıştır.
İkiztepe'nin Kızılırmak nehrinin Bafra delta ovasını meydana getirmeden önce,
Kızılırmak'ın denize döküldüğü mevkide kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır.
Kızılırmak nehrinin batısında yeralan İkiztepe, şimdi Karadeniz'den 7 km,
nehirden ise 2 km. kuş uçusu uzaklıktadır.
İkiztepe'de yapılan kazılar sonucu insanların ahşap evlerde oturdukları,
yaşamlarını hayvancılık, avcılık ve balıkçılıkla sürdürmüş oldukları
saptanmıştır.
Kazılarda çıkarılar silah, alet, takı ve semboller İkiztepe halkının Anadolu
madencilik sanatının gelişiminde büyük rol oynadıklannı göstermektedir. Yine
kazılarda ortaya çıkan fırınlar ve taş kalıplar madeni eşyaların İkiztepede
yerel olarak imal edildiğini ispatlamıştır. Madeni eşyalarda bakırın,
arsenikle karışımını kullanmışlardır. Bakırı Merzifon yöresinden, Arseniği ise
Gümüşhacıköy civarından elde ettikleri anlaşılmaktadır. Arsenikli bakırdan
yapılmış bulunan 1000'in üzerinde eser Anadolu'nun en eski ve önemli
kolleksiyonlarından birisini oluşturmaktadır.
İkiztepe'de ortaya çıkartılan 6000 civarındaki, pişmiş toprak, kemik, boynuz,
taş ve maden eserler Samsun Arkeolojl Müzesinde sergilenmektedir.
İkiztepe ören yeri, Kültür Bakanlığınca arkeolojik alan olarak tescil edilmiş
ve kamulaştırılmıştır.
Bafra'daki diğer arkeolojlk alanları da şöyle
sıralayabiliriz
Höyükler ; Hacıbaba Tepesi, Azaytepe,
Tepetarla, Tödüğün Tepe, Tepecik, Elmacık Tepe, Karaşeyh, Ömer Usta Çiftliği,
Paşaşeyh, Aşağı Tepe, Katırdamı- Tepecik, Zahna Mahallesi, Böğürtlen, Cevizllk
ve Kocalöp, Beylik Köy, Kelbeş Tepe, Tepecik, Kapıkaya, Hoşkadem Tepe, Çitlek
Tepe, Sivri Tepe, Külcüler, Sorgunlu, Son Tepe, Özübüyük, Tingiller Tepe.
Tümülüsler ; Köfteroğlu, Som Tepe, Sorgunluk, Aşağı Tepe
Ören Yerleri ; Soğukçam, Cırıklar, Bakırdere, Özübüyük.
Bu arkeolojlk alanlar (Höyükler-Tümülüsler-Örenyerleri) genellikle Bafra'nın
güney ve güney batısında yeralır. Buralarda yapılan kazılarda ele geçen
kalıntıların çoğunda eski bronz ve Erken Hitit kültürünün izleri görülmüş.
Ayrıca M.Ö 3000-2000 yılları, Genç Antik Çağ ve Roma devri kültürlerinin
izlerine de rastlanmıştır. Kaleler
Bafra'da Martı Kalesi ve Asar Kale olmak üzere iki kale kalıntısı vardır.
Bunlardan Martı Kalesi harabe halindedir. Helenistik döneme aittir.
Asar Kale'de harabe halindedir. Kızılırmak vadisinde Ağsar köyünde bulunan
kale M.Ö 1000 yıllarına tarihlenmiştir. Sarnıç kuyuları, eskl hapishanesi ve
sur kalıntılan günümüze kadar gelmiştir. Ayrıca kapalı çarşı olduğu sanılan
bir Galeri ve yontma taştan heykelcikler de bulunmuştur.
Paflagonya Kaya Mezarları ; (M.Ö 700) da, Asar kalesinin olduğu bölgede
Kızılırmak vadisinde dikkat çeken tarihi yapılardır.
Camiler
Büyük Cami (1670); Tayyar Paşa Cami (1869), Çarşı Cami (1865), Nuri
İbrahimCami (1887), Dabakhane Cami (1766)
Promosyon şemsiye de güvenebileceğiniz hizmet İstanbul'da.
Türbeler
Hızırbey (Kümbetdede) Türbesi, (14. yy); Enur Mirza 1 Türbesi (Bafra Türbesl-1381),
Şeyhören Türbesi
Hamamlar ; Yeni Şifa hamamı (17. yy); Uzun hamam
Bedesten ; 17. yy. da yapıldığı sanılmaktadır.
Çeşmeler
Çeşme, Alibey Çeşmesi (1751), Hüseyin
Bey Çeşmesi, Kadı Çeşmesi (1778), Mescit Çeşmesi (1840), Taşlı Çeşme
Camiier, Türbeler, Hamamlar, Çeşmeler ve Betesten Osmanlı dönemine ait
tarihi yapılardır.
Samsun-Sinop karayolu Kızılırmak geçişi üzerindeki Çetinkaya Köprüsü [1937]
de Bafranın eski yapılanndandır.
Gezi ve Mesire Yerleri
Kızılırmak Deltası
Bafra'nın doğusundan batısına 60 km'Iik bir
kıyı şeridine sahiptir. Bu delta 50.000 hektarlık bir alanı kaplar. Delta'da
balık gölleri, kıyı kumulları, çorak adalar, kuru ve su basar çayırlar,
sazlıklar, çamur düzîükleri ve tarım alanları yeralır.
Kızılırmak Deltası uzun yıllardan beri kuş varlığı açısından son derece önemli
bir yer olarak bilinmektedir. Deltanın sahilleri denize girmek ve güneşten
vararlanmak isteyenler için idealdir.
Balık Gölleri
İlçenin 20 km kuzey batısında Kızılırmak'ın iki yakasında yeralırlar. Bu
göller irili ufaklı 33 parçadan oluşur. Toplam alanı 8000 hektardır. GöIlerden
bazıları: Karaboğaz Gölü, Balık Gölü, Liman Gölü, Dut dibi Gölü, Uzungöl,
Hayırlı Göl, İnce Göl, Çernek Gölü, Tombul Göldür. Çevresi sazlık ve
bataklıkta olan bu bölgemiz kuş gözlemciliği açısından dört mevsim çok önemli
bir potansiyele sahiptir. Bu bölgemiz ülkemizin en önemli sulak alan
eko-sistemlerinden birinl oluşturur.
Kızılırmak Deltası ve Balık Gölleri'ni sadece Bafra İlçesinde değil Alaçam,
Bafra, 19 Mayıs ilçeleri topraklarında bir bütün oiarak düşünmeliyiz.
Baraj Gölleri
AItınkaya ve Derbent Barajlarının gölleri ve çevresindeki ağaçlık alanlar
Bafra*nın görülmeye değer köşelerindendir. Piknik yapmak ve dinlenmek amacıyla
girilecek yerler olması yanında; oltayla veya ağlı balık avlamak içinde uygun
mekanlardır. Altınkaya barajının, sol tarafından 1 km içerde bulunan şelalenin
çevresinde dinlenme ve mesire yeri olarak eşsiz güzelliktedir.
Ayrıca Yeşilyazı köyünde kumu çok güzel olan sahil, denize girmek için biraz
derinse de balık tutmak için idealdir.
Etkinlikler
Karpuz Şenlikleri
Bafra karpuzunu tanıtmak ve üreticiyi daha iyi ürün elde etmeleri Için
teşvik etmek amacıyla her yıl Ağustos ayının son haftası yapılır ve 2 gün
sürer.
Sele-Sepet Top Kandil Şenlikleri: Her yıl Ramazan ayının 15. gecesi çocuklara
şeker dağıtmak, el feneri ile ev ziyaretleri yapmak, halk oyunları oynamak,
mani söylemek vb. gibi etkinliklerle kutlanan geleneksel bir gecedir.
Hıdırellez Şenlikleri
Mayıs ayının 6. günü bahann gelişinl kutlamak Için yapılır. Topluca mesire
yerlerine gidilip. piknik yapılır. oyunlar oynanır. Yakılan ateşlerin
üzerinden atlanır, dilekler tutulup adaklar kesiilr.
Yemekler
Bafra pidesi. köftesi, lokulu vekaymaklı
lokumu ile ünlüdür, Lokul tatlı hamurdan içine ceviz ve kuru üzüm konularak
yapılır; bayram, düğün vb. gibi belirli günlerde misafirlere ikramedilir.
|
|
İklim
Orta Karadeniz iklimi hakimdir. İç ve Dağlık kesimler
deniz etkisinden uzak olduğu için blraz daha soguktur. Yağışlar bol, nem oranı
fazladır. Ocak - Şubat en soğuk; Ağustos ise en sıcak aydır.
Promosyon şemsiye de İstanbul'da hizmet veriyoruz .
Ulaşım
Bafra Samsun'un 51 km batısında, Samsun -
Sinop Devlet Karayolu üzerindedir. Her gün her saat Samsun'dan Bafra'ya araç
bulmak mümkündür. Ulaşım problemi kesinlikle yoktur.
Promosyon
Promosyon kalemler
Promosyon saatler
Promosyon anahtarlık
Promosyon radyo
Eşantiyon saat
Promosyon çakılar
Promosyon çanta
Promosyon masaüstü gereçleri
Promosyon hesap makinaları
Promosyon
termometreler
Promosyon ahşap
ürünleri
Promosyon çakmaklar
Promosyon
elektronik malzemeler
Promosyon
dijital malzemeler
Promosyon sümenler
Promosyon ajandalar
Promosyon dijital saatler
Promosyon setler
Promosyon şapka
Promosyon şemsiye
Okul çantaları
Okul klasörü
Dersane klasörleri
Kristal plaketler
Promosyon kül tablası
Promosyon kalemlikler
Promosyon takvim
Promosyon tekstili
Promosyon matbaa
Promosyon ürünleri
Promosyon kalem
Promosyon saat
Promosyon çakmak
Antik çağdaki adı Sykai ya da
Sykaena (incirlik) olan galata, kimi kaynaklarda Sykudis olarak geçer. Bu
dönemde Galata'nın surlarla çevrili küçük bir kasaba olduğu, bir kilisesi, bir
hamammı, bir tiyatrosu, beş değirmeni, 400 hanesi, 40 şehir muhafızı bulunduğu
yazılır.
"Gala" sözcüğü Rumca "süt" anlamına gelir; Galata'nın adının semtteki süt
hanelere gönderme yaparak türetildiği söylenirse de bu görüşü destekleyen
tarihsel destekler bulunamıştır.
Galata'nın İtalyanca "denize inen yol" anlamına gelen galata kelimesinden de
türemiş olması muhtemeldir. Ortodokslar'ın, Katolikler'i Galus olarak
adlandırması, Galata'nın bir katolik kasabası olması ve Anadolu'da Katoliklerin
yaşadığı yerlere Galatea denilmesi, semtin adının kökenine ilişkin diğer bir
görüştür.
I.Jüstinianus, I. Constantinus'un IV.yüzyılda yaptırdığı Galata surlarını tamir ettirmiş, semt bu nedenle kısa süre için Justiniana ya da Justiniapolis olarak anılmıştır.
Galata'nın parlak dönemi 12. yüzyılda buraya bazı ayrıcalıklarla yerleşen Cenovalılar ile başlar. Bölge bir ara Venediklilerin eline geçer. 13.yüzyıldan sonra bölge Cenovalıların egemenliğinde bir Latin Kolonisidir.
Galata çeşitli mezheplere, tekkelere, dinsel ayrımlara bağlı Müslüman, Rum Ortodoks, Ermeni (Gregoryen, Katolik, Protestan), Süryani, Keldani, Yuahudi (Romanyot, Karay,Seferad,Aşkenaz), Arap, Çingene, Sırp, Arnavut, Ulah, Cenopvalı, Venedikli, Fransız, Levanten topluluklarıoyla zengin bir dinler, diller mozaiği oluşturur. 19. yüzyılda nüfus artınca yerleşim yukarı doğru kayar, konsolusluklar orada kurulşur, zaman içinde bu günkü Beyoğlu kurulur. Galata'yı çevreleyen ve Galata Kulesi'nde uç noktaya ulaşan surlar Osmanlılarla birlikte yıkılır ve zaman içinde geriye çok az bir kalıntı kalır.
Gemicilerin semti olması nedeniyle aynı zamanda bir eğlence merkezi haline gelen Galata sık yangınlarıyla sürekli yenilenir. Yabancı devlet temsilcilerinin, reformcu sultanların Beyoğlu'na ağırlık vermesiyle büyük kamu binalarına sahip olamaz. Yine de Galata her köşesinde tarihsel bir gizemi barındırmaya devam eder.
Tarih boyunca Haliç'in iki yakasını Galata köprüleri birleştirmiştir.Bizans tarihçileri, Haliç üzerindeki ilk köprünün I.Jüstinianus (6.yüzyıl) devrinde yapıldığını, adının Aghios Khalinikos Köprüsü olduğunu yazarlar. Yeri tam olarak bilinmemekle birlikte, 12 kemerden oluşan bu taş köprünün Eyüp-Sütlüce arasında olması ihtimali yüksektir.Fatih Sultan Mehmet de İstanbul kuşatması sırasında Haliç'e bir köprü yaptırmıştır. Demir halkalar la birbirine bağlanmış ve üzerine kalın kalaslar çakılmış dev fıçılardan oluşan bu köprü Ayvansaray- Kasımpaşa arasındaymış.Nişancı Mehmet Paşa bu köprünün fıçılardan değil, yan yana demirlenmiş ve kirişlerle birbirine bağlanmış gemilerden oluştuğunu söyler.
Galata Köprüsü için ilk girişim II.Beyazıt Dönemi'nde yapıldı; Leonardo da Vinci, Padişahla temasa geçerek bir Haliç Köprüsü tasarımı sundu. Gerçekleştirilmesi teknik olarak imkansız görülen bu tasarımın üzerinden 350 yıl geçtikten sonra ilk Galata Köprüsü 1845 yılında, Sultan Abdülmecid zamanında Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından yaptırıldı.Köprüye Cisr-i Cedid, Valide Köprüsü, Yeni Köprü, Büyük Köprü, Yeni Cami Köprüsü, Güvercinli Köprü adları takılmıştı; günümüzde yalnızca Galata Köprüsü olarak bilinmektedir.
1863, 1875 ve 1912 yıllarında yenilenen Galata Köprüsü 27 Nisan 1912'de açılan son köprü, 16 Mayıs 1992'de yandı. Yanan köprü onarıldıktan sonra Balat- Hasköy arasına yerleştirildi ve Karaköy- Eminönü arasındaki eski köprü yerine modern ! bir köprü yapıldı.